Seslial Elit Aof Acikogretim Forum  

Go Back   Seslial Elit Aof Acikogretim Forum > Açıköğretim Bölümleri > Açıköğretim Önlisans Programlar > Adalet

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 02-12-2011, 04:52 PM   #1
yardesa
S.Moderatör
 
yardesa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2011
Mesajlar: 504
Standart Ceza Muhakemesi Hukuku Dersi Notları

KAVRAM: Ceza muhakemesi hukuku, bir kişinin bir eyleminin, suçlu olduğu şüphesi üzerine yapılan, bu şüpheyi yenmeye kadar süren ortak faaliyeti düzenler. Ceza muhakemesi hukukunun kaynağı, ceza muhakemesi kanunu ve ilgili diğer özel mevzuat hükümleridir.
Bu ortak faaliyeti oluşturan alt faaliyetler, iddia, savunma ve yargılamadır.
CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNUN AMACI
Medeni muhakemede amaç, şekli gerçeği bulmakken; Ceza muhakemesinde ise maddi gerçeği bulmaktır.
Ceza muhakemesi sonucunda kişinin özgürlüğünü kaybetmesi ile karşı karşıya kalabilecek olması, şekli değil de maddi gerçeğin amaç olmasını gerektirir.
Gerçeğe insan haklarına saygı çerçevesinde ulaşılmasını sağlayarak, insanlık onuruna saygı göstermek ve masumları cezalandırma riskini azaltmak.
Toplumda hukukî barışı ve düzeni kurmak.
Bireysel hak arama fîillerini önlemek.
Verilen kararların infaz edilerek ceza hukukunun amaçlarını gerçekleştirmek.
CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNUN TEMEL İLKELERİ
I. İNSAN HAKLARININ KORUNMASINA İLİŞKİN İLKELER
1. İşkence Yasağı:
Kişinin kendini suçlayıcı beyanlarda bulunmaya zorlanamaması.
Kişinin yakınlarını suçlayan beyanda bulunmaya veya bu yolla delil göstermeye zorlanamaması.
Susma hakkı ve bildirilmesi.
2. Adil Yargılanma Hakkı:
Silahların eşitliği
Bağımsız ve tarafsız hakim
Meram anlatma
Savunma hakkı
Makul sürede yargılanma hakkı
Denetim muhakemesine başvurma hakkı
3. İsnadı ve Hakları Öğrenme Hakkı
Her sanık, kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedenlerinden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilme hakkına sahiptir.
4. Masum Sayılma Hakkı
Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır(Masumluk Karinesi)
II. KIYASIN MÜMKÜN OLMASI
Ceza hukukunda kıyas yasak olduğu halde, ceza muhakemesi hukukunda kıyas caizdir. Dolayısıyla kanunda boşluk olan hallerde, benzer hukuk kuralları uygulanabilecektir. Hakim boşluk olduğu gerekçesiyle davaya bakamayacağını ileri süremez. Bununla birlikte, sınırlayıcı hükümler ile istisnaî hükümlerin varlığı durumunda kıyas yasaklanmıştır.
III. MUHAKEMENİN HAZIRLANMASINA İLİŞKİN İLKELER
1. Kovuşturmanın Kamusallığı İlkesi
Bir iki istisnası olmakla beraber, mutlak olarak kabul edilen kovuşturmanın kamusallığı ilkesi, bir suçla ilgili olarak, dava açma yetkisinin sadece kamuda bulunduğunu ifade etmektedir. Yani savcılık, hukuk sistemimizde dava açma konusunda tekele sahiptir.
Bu ilkeye göre, suçtan zarar gören kişi ihbar etsin veya etmesin, suçtan haberdar olan kovuşturma makamları o suçla ilgili soruşturma ve kovuşturma faaliyetine başlamak zorundadır.
Kovuşturma şikayete, izne, talebe ve karara bağlı suçlarda sınırlandırılmıştır.
2. Kamu Davasının Mecburîliği İlkesi
Araştırma mecburiyeti ilkesi
Dava açma mecburiyeti ilkesi
Davayı yürütme mecburiyeti ilkesi
Yeni CMK'da bu ilkeye iki istisna getirilmiştir. Buna göre cezayı kaldıran şahsi sebep olarak, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsi cezasızlık sebebinin varlığı halinde cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir. İkinci olarak da kamu davasının açılmasının ertelenmesi konusunda, belirli koşullar altında, savcıya takdir yetkisi tanınmıştır.
3. Davasız Muhakeme Yapılmaması İlkesi
Ceza muhakemesi sistemimizde iddia ile yargı fonksiyonları birbirinden keskin bir biçimde ayrılmıştır(İtham Sistemi). Bu sisteme göre savcı tarafından dava açılmadıkça hakim, işe bakamayacak hatta duruşmada önünde suç işlense bile mahkeme doğrudan yargılama yapamayacaktır.
Bu ilkenin bir başka sonucu da; Yargılamanın ancak hakkında dava açılan kişi ile ilgili olarak ve ancak bu kişinin iddianamede gösterilen eylemi hakkında yapılabilmesidir.
Bu ilkenin istisnalarından biri; muhakeme sonucunda on beş yıl veya daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler istînaf yoluna başvurulmasa bile Bölge Adliye Mahkemelerince sanığın lehine olmak üzere re'sen incelenir. Diğer bir istisna da; temyiz aşamasında hüküm sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara uygulanması olanağı varsa bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanır.
IV. MUHAKEMENİN ŞEKLİNE İLİŞKİN İLKELER
1. Sözlülük İlkesi: Duruşmada sözlü olarak ne söylenmişse, ancak onun karara temel kabul edilmesini ifade eden ilkeye denir.Fakat soruşturma aşamasında daha çok yazılılık esası geçerlidir.
2. Alenîlik İlkesi: Anayasamızın 141. maddesi ve CMK 182ye göre mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Alenîlik kuralının ihlali, hukuka kesin aykırılık hallerindendir. Bununla birlikte bu ilkenin sınırlandırılması mümkündür.
V. İspata İlişkin İlkeler
1. Delillerin Re'sen Araştırılması İlkesi
Ceza muhakemesinde benimsenen en önemli prensip hakimin de delil araştırabilmesidir.
2. Delillerin Doğrudan Doğruyalığı İlkesi
Hakim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir(CMK217/1)
Bu ilkenin istisnası da naip veya istinabe yoluyla dinlenmedir.
3. Delillerin Serbestçe Elde Edilip Değerlendirilmesi İlkesi
Hakim huzurunda tartışılmış bulunan bütün deliller, hakimin vicdanî kararı ile serbestçe takdir edilir. Fakat hakim bunu yaparken keyfî değil bilimsel verilerle değerlendirme yapmak zorundadır.
İstisnaları;
Duruşma tutanağının ispat gücü: Duruşmanın nasıl yapıldığı kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanak ile ispatlanabilir.
Delil Yasakları: Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça, hükme esas alınamaz.
Hukuka aykırı delil: Yasak usüllerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.
4. Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi
Muhakemenin sonunda, fiilin sanık tarafından işlendiği %100 belliliğe ulaşmadığı takdirde, beraat kararı verilecektir. Bu ilkenin kabulunün nedeni; bir suçlunun cezasız kalmasının, bir masumun mahkûm olmasına tercihidir.
- CEZA MUHAKEMESİNİN YÜRÜYÜŞÜ
I. Birinci Derece Muhakeme
Birinci derece muhakeme ceza uyuşmazlığının ilk defa ele alındığı yargılamayı ifade etmektedir. Bu aşama 2'ye ayrılır.
Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden, iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir.
Kovuşturma: İddianamenin kabulü ile başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade eder. Kovuşturma evresinde üç alt devre bulunmaktadır.
Bunlar; Duruşma hazırlığı, Duruşma ve Hüküm'dür.
II. İkinci Derece Muhakeme
Birinci derece muhakeme sonucunda verilen kararlara karşı, bunların denetimi amacıyla yürütülen yargılamaya ikinci derece muhakeme adı verilir. İkinci derece muhakeme itiraz, istînaf ve temyiz muhakemeleridir. Bu yargılamalarda yapılacak denetim, maddî veya hukukî olabilir.
- Maddi Denetim: Uyuşmazlık konusu, olayın ve delillerin doğru değerlendirilip değerlendirilmediği, maddi bakımdan değerlendirmedir.
- Hukukî Denetim: Verilen kararın hukuka uygun olup olmadığı yönündeki değerlendirmedir.
Not:İtiraz ve istînaf muhakemeleri, hem maddî hem de hukukî, temyiz muhakemesi ise, sadece hukukî bakımdan değerlendirme yapar.

CEZA MUHAKEMESİ KURALLARININ UYGULAMA ALANI
1. Konu Bakımından Uygulama Alanı: Konu bakımından ceza muhakemesinin uygulama alanı, ceza uyuşmazlıklarıdır. Yani bir eylemin suç teşkil edip etmediği, ve suç teşkil eden eyleme hangi yaptırımın uygulanacağıdır.
2. Yer Bakımından Uygulama Alanı: Ceza muhakemesi kanunu kural olarak Türkiye'de işlenen eylemler hakkında uygulanır. Çeşitli koşullar altında, yurtdışında işlenen eylemlerle ilgili olarak da Türkiye'de Türk Ceza Muhakemesi Kuralları'nın uygulanması mümkündür.
3. Zaman Bakımından Uygulama Alanı: Ceza Muhakemesi Kuralları, yürürlüğe girmeleriyle beraber henüz yapılmamış işlemler hakkında uygulanacak, yani yapılacak işlemler yeni kanuna göre yürütülecek; buna karşılık eski kanun zamanında tamamlanmış olan işlemlere ise artık dokunulmayacaktır. Ancak eski kanun zamanında işlenmiş ve fakat yargılaması henüz sonuçlanmamış uyuşmazlıklara da yeni kanun uygulanacaktır. Bu kurala "Derhâl uygulama ilkesi" adı verilir.
- Derhâl uygulama ilkesinin sonuçları:

Uygulanacak Kanunun kişilerin lehinde veya aleyhinde olmasının önemi yoktur.
İşlemler daima yürürlükteki kanuna göre yapılacaktır.
Eski kanun zamanında yapılıp bitirilmiş işlemlere bir etkisi yoktur.
4. Kişi Bakımından Uygulama Alanı: Ceza Muhakemesi Kuralları, kural olarak ülkede yaşayan herkes için geçerlidir. Bunun istisnaları, diplomatlar, milletvekili dokunulmazlığı, yabancı bazı asker kişiler vb.

MUHAKEME ENGELLERİ

Soruşturma ve kovuşturma için aranan şartlar ile mahkemenin yargılama yapabilmesi için aranan şartların hepsine "muhakeme engelleri" denir.
Hem Soruşturma Hem Kovuşturmaya Yalnız Kovuşturmaya
Engel Olanlar Engel Olanlar
X Şikayet/İzin/Talep/Karar
X Sanığın Hazır Bulunmaması
X Dava Süresi
X Sanığın Akıl Hastası Olması
X Yargı Ve Açık Dava Bulunması
X Bekletici Meselenin Çözümü
X Ön Ödemenin Yerine Getirilmemesi
X Yasama Dokunulmazlığı bul.
X Dava Zaman Aşımı
X Af
X Uzlaşma
- Dava ve Yargılama Şartlarının Gerçekleşmemesinin Sonuçları:
Yalnız kovuşturmaya engel olan muhakeme engelleri, sadece yargılama şartı olduğundan, bu şartlar gerçekleşmese de dava açılabilecektir.

CEZA MUHAKEMESİ İŞLEMLERİ

1. İşlemlerin Maddi Yapılarına Göre Tasnifi
a. Sözlü İşlemler: Ceza muhakemesindeki bazı işlemler sözlü şekilde açığa vurulurlar. Kovuşturma aşamasındaki işlemler daha çok sözlü yapılır.
b. Yazılı İşlemler: Soruşturma aşamasındaki işlemler çoğunlukla yazılı yapılır. Bununla beraber, kovuşturma aşamasında da yazılı yapılan birçok ceza muhakemesi işlemi vardır.
c. Eylemli İşlemler: Ne yazı, ne de sözle yapılan vücut hareketi ile yapılan işlemler de bulunmaktadır. Mesela; arama, el koyma ve keşif işlemleri eylemli işlemlerdir.
2. Eylemi Yapana Göre Muhakeme İşlemlerinin Tasnifi
A. Hakim İşlemleri: Bu işlemler, eylemli işlemler ile fikrî nitelikli olan kararlardır.
a. Eylemli İşlemler
b. Fikrî (Karar):
ba. Soruşturma Aşamasındaki Kararlar: Bu aşamadaki hakim işlemi, sulh hakimliği kararıdır.

bb. Kovuşturma Aşamasındaki kararlar:
Son Karar: Yargı organının işi sonlandırdığı kararlara denir.
Ara Karar: Uyuşmazlığın esasını çözme amacını taşımakla birlikte, işi sonlandırmayan ancak son kararın verilebilmesi için lüzumlu görülen kararlardır.

bc. Duruşma Yapılarak veya Duruşma Yapılmaksızın Verilen Kararlar: Genel olarak verilen kararlar, duruşma ile verilir. Ancak bazı kararların duruşma yapılmaksızın verilmesine de olanak tanınmıştır.
Mesela hakimin reddi.
B. Savcı İşlemleri: Savcı işlemleri de Fikrî ve Eylemli olmak üzere ikiye ayrılır. Fikri nitelikteki işlemler, iddianame ve esas hakkına mütaala şeklinde olabilir. Eylemli işlemler ise, araştırma ve koruma işlemleridir.
C. Savunma İşlemleri: Sanığın veya müdafînin, dava ile ilgili olarak ileri sürdükleri talepler, savunma işlemleri olup, genelde dilekçe veya layiha olarak adlandırılırlar.
3. Muhakeme İşlemlerinde Süreler:
A. Çeşitleri: Ceza Muhakemesindeki süreler 3'e ayrılır.
a. Hak düşürücü süreler: Sürenin geçirildiği hallerde, ilgilisinin sözkonusu muhakeme işlemini artık yapamayacağı durumlarda sözkonusu olur. İtiraz ve temyiz için öngörülen süreler birer hak düşürücü süredir.
b. Koruyucu Süreler: Kanunun bir işlemin yapılamayacağı zamanı göstermek için sürenin aşağı haddini tayin etmesi durumuna denir. Mesela çağrı kâğıdının tebliği ile duruşma günü arasında en az bir hafta süre olması gerekir.
c. Yaptırımsız Süre: Kanunun ceza muhakemesi işlemi için yaptırımı olmayan bir süre koyması durumuna denir. Mesela, itirazda kararına itiraz edilen hakim veya mahkeme itirazı yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercîye gönderir. Fakat kanun, bu süreye uyulmamasının yaptırımını belirlememiştir.
B. Sürelerin Hesaplanması: Gün, Hafta, Ay ve Yıl olarak hesaplanır.
C. Eski Hâle Getirme: Kanunlarda belirtilmiş bulunan ve hak düşürücü nitelikli sürelerin, kusur bulunmaksızın kaçırılması durumunda, kişilerin hak kaybına uğramamaları için, kanunumuz eski hâle getirme kurumunu kabul etmiştir.
Eski hâle getirme yoluna başvurma da, süre ile sınırlanmıştır. Buna göre, engelin kalkmasından itibaren 7 gün içerisinde müracaat etmek gerekmektedir.
4. Muhakeme İşlemlerinin Bildirilmesi:
A. Doğrudan Bildirimler: Arada herhangi bir araç kullanılmaksızın, ilgiliye işlemi yapan tarafından, doğrudan yapılan bildirimlere denir. Doğrudan bildirim 3 şekilde olur.
a. Tefhim: Hazır bulunan ilgili tarafın yüzüne karşı verilen kararın kendisine açıklanması durumuna, başka ifadeyle ilgiliye sözle bildirim durumuna denir.
b. Yazılı İşlemin Verilmesi: İlgili tarafın yüzüne karşı verilen kararın, bir örneği, isterse kendisine verilir.
c. Öteki Bildirimler: Celse esnasında yargı mercii tarafından, sıfatları tespit edilen avukat kâtiplerine, ve stajyerlerine, sonraki oturumun gün ve saatinin bildirimi avukata tebliğ niteliğindedir.
B. Vasıtalı Bildirimler: İlgilisine doğrudan değilde, vasıtalı olarak yapılan bildirime tebliğ denilmektedir. Tebliğ, çeşitli şekillerde yapılabilir.
a. Yazılı işlemin verilmesiyle: Kanunumuz, koruma tedbirine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hakim veya mahkeme kararları hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur demektedir.
b. Gösterme yoluyla: Savcıya yapılan tebligatlar gösterme yoluyla yapılır.
c. Söz ile: Kolluk yaptığı tahkikat esnasında ifadelerine müracaat gereken kimseleri, sözlü olarak bir polis memuru aracılığıyla çağırabilir.
d. İlan yoluyla: Asma veya gazete ile bildirim, ilan yoluyla yapılan bildirimdir.
e. Telefon Telgraf Faks ve Elektronik Posta yoluyla
5. Muhakeme İşlemlerindeki Sakatlıkların Yaptırımı:
Ceza muhakemesi hukukunda, 4 türlü yaptırımdan söz edilebilir.
A. Yokluk: Bir işlemin temel unsurlarında bir eksiklik varsa, bu eksiklik ağır ve önemli bir aykırılık teşkil ettiğinden, buna uygulanacak yaptırım, hukuk düzenimizdeki en ağır yaptırım olan YOKLUK yaptırımıdır. Mesela savcının tutuklama kararı vermesi durumunda yapılan işlem yok hükmündedir.
B. Hükümsüzlük(Butlan): Yokluk kadar ağır olmamakla birlikte, iptali gerektiren aykırılıklarda, işlemin yapıldığı varsayılmak ve geçerli olmakla beraber hukuka aykırılığın bir başka işlemle tespiti ile işlemin hükümsüz olduğu belirtilir. 2 türlü hükümsüzlük vardır.
a. Mutlak Hükümsüzlük: Yetkili makamın, re'sen gözönünde bulundurmak zorunda olduğu hükümsüzlüklere mutlak hükümsüzlük denir.
b. Nispî Hükümsüzlük: Hükümsüzlüğün ancak ilgili tarafların ileri sürmesi durumunda gözönünde tutulacak olması halinde nispî hükümsüzlük vardır.
C. Hak Düşümü: Bir işlemin yapılabilmesi için bir sürenin öngörüldüğü hallerde, bu süreye uyulmamasının yaptırımı hak düşümü, yani hakkın kaybıdır.
D. Kabul Edilmezlik: Yapılan işlemlerdeki ağır olmayan eksiklerin giderilmesi mümkün ise işlemin kabul edilmediği ve eksiklikler tamamlanarak yeniden yapılması gerektiği yönünde verilen kararlara denir. Buradaki yaptırım işlemin tekrarlanmasıdır.
6. Muhakeme İşlemlerindeki Aykırılıkların Giderilmesi:
İşlemi yapan makam tarafından işlemin ortadan kaldırılmasına "geri alma" denir. Yine işlemi yapan makamın hukuka uygun olarak, yeniden yapmasına "yenileme" denir. İşlemi yapan tarafından, işlemin sadece hukuka aykırı kısmının hukuka uygun hale getirilmesine "düzeltme" denir. Başka bir sujenin hukuka aykırı görerek işlemi ortadan kaldırmasına "bozma" denir. Başka bir sujenin hukuka aykırı işlemi ortadan kaldırıp, yerine hukuka uygun işlemi de yapmasına "iyileştirme" denir. Başka suje tarafından işlem aynen korunarak iradeye uygun olarak başka işlemmiş gibi kabul olunmasına "çevirme" denir.
yardesa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:54 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5 .
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.